| bakmak | gucken [ugs.] |
| iz bırakmak | eine Spur hinterlassen |
| kalori yakmak | Kalorien verbrennen |
| mektup yakmak | den Brief verbrennen |
| kolunu yakmak | sich den Arm verbrennen (dativ) |
| çelme takmak | jemandem ein Bein stellen {rdw.} |
| boş bırakmak | frei machen {vt} |
| gemileri yakmak | alle Brücken abbrechen[übtr.] (hinter sich) |
| rahat bırakmak | allein lassen |
| okulu bırakmak | die Schule abbrechen |
| sakal bırakmak | sich einen Bart zulegen [ugs.] |
| yakından bakmak | genau hinschauen |
| tatili bırakmak | von der Reise absprịngen |
| boş boş bakmak | starren |
| akmak (su, nehir) | ablaufen {vi} |
| Su yavaş akıyor | Das Wasser läuft langsam ab |
| Memurluğu bırakmak | Aus dem Amt ausscheiden |
| yemeği yakmak, yanmak | anbrennen {vt} |
| arkasında iz bırakmak | zeichnen {vt} |
| birisine yüzük takmak | jemandem einen Ring anstecken |
| mesafe, aralık bırakmak | Abstand halten |
| bırakmak (alışkanlık) | abgewöhnen {vt} (sich+dat) |
| kendine bir sigara yakmak | sich eine Zigarette anstecken (dat.) |
| tamamen yakmak, kül etmek | abbrennen {vt} |
| yakmak, cd ' ye kopyalamak | auf eine CD brennen |
| dokunmak yok, sadece bak ! | Nur gucken, nicht anfassen ! |
| çekiç, keser ile çakmak | einschlagen {vt} | iz bırakmak, iz çıkarmak | abdrücken {vt} | | sakatlamak, sakat bırakmak | lahm legen | | bakmak, geçindirmek (aile) | ernähren {vt} | |