| abfallen{vi} (von jemandem, vom etwas) | yavaş yavaş güvenini yitirmek, inancını kaybetmek (parti, inanç) |
| gefallen {vt} (etwas gefällt jemandem) | birşey hoşuna gitmek |
| fallen {vi} | düşmek (aşağı) |
| abfallen {vi} | koparak düşmek, dökülmek (yaprak, çiçek vb) |
| abfallen {vi} | kalmak, payına düşmek, elde etmek |
| abfallen {vi} | kötüleşmek, gerilemek (performans vb) |
| Die Flasche ist mir aus der Hand gefallen | Şişe elimden düştü |
| Der Apfel fällt nicht weit vom Stamm {rdw.} | Armut dibine düşer |
| abfallen {vi} (neben, im Vergleich zu, gegenüber) | birisine, bir şeye nispeten oranla daha kötü olmak, geri kalmak |