| büyük fark oluşturmak | viel ausmachen |
| öncekinden farklı olarak | im Gegensatz zu früher |
| fark edilirlik, göze çarpma | Auffälligkeit {f} |
| başlangıçta farkedememiştim | an dem Anfang konnte ich nicht bemerken |
| iki olay arasındaki zaman farkı | Spanne {f} Spannen {pl} |
| idrak etmek, kavramak, farkına varmak | zur Einsicht kommen |
| Ayakta uyumak, olan bitenin farkında olmamak | Mit offenen Augen schlafen [rdw.] |
| ayrılmak, başkasıyla arasındaki farkı belli olmak | abheben {vi} (sich von jemandem) |
| iki kişi ya da şey arasındaki ciddi fark, değişiklik | Gegensatz {m} Gegensätze {pl} |
| idrak, farkına varma, daha önce anlayamadığı bir şeyi kavrama | Einsicht {f} Einsichten {pl} |