| zamanında | fristgerecht{adj} |
| zamanın ruhuna uygun olarak | dem Zeitgeist entsprechend |
| belgeleri zamanında göndermek | Papiere fristgerecht abschicken |
| zamanında yetişememek, kaçırmak | versäumen {vt} |
| uygun zamanı beklemek, fırsatını kollamak | abpassen {vt} |
| zamanın ruhu, içinde bulunulan zamana ait anlayış | Zeitgeist {m} |
| Randevu, teslimat vb zamanında gelme, sözünde durma | Termintreue{f} |
| yeri ya da zamanı şaşırarak birisiyle buluşamamak, randevuya gelememek | jemanden verfehlen |