| ayrılmak (eş) | fortlaufen (jemandem) |
| gruptan ayrılmak | von der Gruppe fortlaufen |
| fikir ayrılığı | KluftKluft {f} Klüfte {pl} |
| çaba, gayret, ceht | Anstrengung {f} Anstrengungen {pl} |
| son bir gayretle, çabayla | mit letzter Anstrengung |
| hızla ayrılmak, uzaklaşmak | abhauen [ugs] |
| sapmak, ayrılmak (plan, rota) | abkommen {vt} |
| ayrılmak (bir gruptan, şehirden vb) | fortlaufen (von) |
| hayır yarar için, yararına, hayrına | zu Gunsten (zugunsten) |
| yoğun çalışma ve gayretle öğrenmek | erarbeiten (sich+etwas+Dat) |
| En iyisini yapmak için çok uğraştık | Wir haben uns Mühe geben um das beste zu machen |
| bunun dışında, buna ek olarak, ayrıca | außerdem {adv} |
| denize açılmak, karadan ayrılmak (gemi) | ablegen {vi} |
| birise karşı negatif ayrımcılık yapmak | benachteiligen{vt} (jdn.) |
| kutlamak, eğlenmek (bayram, doğum günü) | feiern {vt} |
| afet mağdurları yararına, hayrına kermes | Kirmis zu Gunsten (zugunsten) der Katastrophenopfer |
| Kişi rakiplerinden performasıyla ayrılabilir | Mann kann sich von seinen Konkurrenten durch seine Leistung abheben |
| iş ya da hobi için ayrılan zaman, boş vakit | Muße {f} (für/zu etwas) |
| kalkış, hareket, ayrılma, yola çıkma (araba) | Abfahrt {f} Abfahrten {pl} |
| ayrılış ayrılma bırakma (sahne, takım, okul) | Abgang {m} |
| ayrılmak, başkasıyla arasındaki farkı belli olmak | abheben {vi} (sich von jemandem) |
| Saçı sağa sola tarayınca ortaya çıkan ayrım çizgisi | Scheitel {m} |
| Eğer işveren ona bir özründen dolayı negatif ayrımcılık yaparsa | Wenn der Arbeitgeber ihn wegen seiner Behinderung benachteiligt hat |
| bir şeyin iyi olması için çok uğraşmak, didinmek, çok gayret göstermek | sich Mühe geben |