| rahatlamak | sich ausruhen |
| hatırlamak | sich erinnern |
| rahatlatmak | ausruhen |
| hatırlatmak | erinnern |
| rahatlatıcı | beruhigend {adj} |
| rahat bırakmak | allein lassen |
| maddi rahatlama | finanzielle Entlastung |
| beni rahat bırak! | lass mich allein! |
| hatalı bozuk fren | Fehlerhafte Bremsen |
| trafiği rahatlatmak | den Verkehr entlasten |
| sabit telefon hattı | Festnetz{n} |
| Faturada hata yaptık | Bei der Abrechnung ist uns ein Fehler unterlaufen |
| Ayaklarını rahatlatmak | die Füße ausruhen |
| hata mesajı (bilgisayar) | Fehlermeldung |
| ana hatlarıyla göstermek | kurz darstellen |
| maceralı (hikaye, seyahat) | abenteuerlich {adj} |
| kendini rahatsız hissetmek | sich unbehaglich fühlen |
| bir iş esnasında hata yapmak | unterlaufen {vt} |
| rahatsız edici (oda, hava vb) | unbehaglich {adj} |
| hatalı, yanlış bilgi vermek | Fehlerhafte Angaben machen |
| hatalardan faydalanmak, yararlanmak | von den Fehlern profitieren |
| Kendimi orada rahatsız hissediyorum | Dort fühle ich mich unbehaglich |
| kaçak hat çekmek (su, elektrik vb) | anzapfen {vt} |
| rahat nefes alamamak, nefesi kesilmek | außer Atem sein |
| rahat, konforlu (ayakkabı, koltuk vb) | Bequem {adj.} |
| Yaşın bu seyahat için bir önemi yok | Das Alter ist für diese Reise belanglos |
| tekrarlı, yinelenen (seyahat, masraf vb) | abermalig {adj} |
| hatasız, düzgün çalışan (alet, cihaz) | funktionstüchtig {adj.} |
| birisi konuşma hattından gizlice dinlemek | eine Telefonleitung anzapfen {vt} |
| Yalnız değilsin! Sağol bu çok rahatlatıcı | Du bist nicht alleine! . Ja Danke das ist beruhigend |