| maden çıkarma | Abbau {m} |
| iyi iş çıkarmak | Ein gutes Werk tun |
| kontrolden çıkarmak | aus der Fassung bringen |
| duman salmak, çıkarmak | Rauch abgeben{vt} |
| iz bırakmak, iz çıkarmak | abdrücken {vt} |
| elden çıkarmak, ucuza satmak | verscheuern {vt} [ugs.] |
| kazıyarak çıkarmak, temizlemek | abkratzen {vt} |
| açmak, çıkarmak (bavul, paket) | auspacken {vt} |
| gürültü yapmak, ses çıkarmak | Krach machen |
| meydana getirmek, ortaya çıkarmak | auslösen |
| doğru eninde sonunda ortaya çıkar | Es wird sich schon finden |
| faydalanmak, fayda çıkar sağlamak | profitierenprofitierte | profitiert |
| iki katına çıkarmak, ikiye katlamak | verdoppeln{vt} |
| onu hiçbir şey kontrolden çıkaramazz | Nichts kann ihn aus der Fassung bringen |
| sinirini boşaltmak, öfkesini çıkarmak | abreagieren {vt} (Gefühle) |
| Kendinizi haklı çıkarmanıza gerek yok | Sie brauchen sich nicht zu rechtfertigen |
| müshil ilacı, tuvalete çıkarıcı ilaç | Abführmittel {n} |
| uzanıp tadını çıkarmak, keyfini çıkarmak | sich aalen |
| aklamak, temize çıkarmak, beraat ettirmek (mahkeme) | entlasten[jur.] (von einer Anschuldigung) |
| mobilyaların takılıp çıkarılabilen ek bölümleri | Anbauteil{m} Anbauteile {pl} |
| Öne çıkarma, dikkat çekme, görünür olmasını sağlama | Hervorhebung{f} |
| dolandırmak, kandırmak, aldatmak suretiyle çıkar elde etmek | betrügen {vt} |
| kendini haklı göstermek, kendini birşey ile haklı çıkarmak | rechtfertigen (sich mit etwas) |
| yapışmış kağıt etiket vb bir şeyi yerinden çıkarmak almak | abbekommen |
| olduğu yerden almak, çıkarmak (yara bandı, trafik levhası vb) | abmachen {ugs.} |
| geleceğinden umudunu kesmek, gözden çıkarmak (borç, kazazede vb) | abschreiben {vt} |
| bir yüzeydeki boya pas vb. bir cisim ya da kimyasal madde ile çıkarmak | abbeizen {vt} |