| kim | wer {pron} |
| Ekim | Oktober {m} |
| kimya | Chemie {f} |
| eskimek | abnutzen (sich) {vt} |
| organik kimya | organische Chemie |
| kim var orada? | wer ist da? |
| erkek takım elbise | Anzug {m} Anzüge {pl} |
| ilk önce kim geldi? | wer ist zuerst gekommen? |
| yıkım, yıkılma (bina) | Abbruch {m} |
| veciz, özlü konuşan kimse | Aphoristiker {m} |
| merhaba, kimse yok var mı ? | Hallo, ist jemand da! |
| bakım yapmak (bahçe, hasta) | versorgen |
| Maalesef kararda bir etkim yok | Leider habe ich keinen Einfluss auf die Entscheidung |
| Bu karışıklık kimin işi ? | Wessen Werk ist dieses Durcheinander? |
| çark takımı, dişli takımı | Verzahnung {f} Verzahnungen {pl} |
| serseri, belli bir yeri ve işi olmayan kimse | LandstreicherLandstreicher {m} Landstreicher {pl} |
| Baba çalışıyorsa çoccuklara kim bakıyor ? | Wer versorgt die Kinder wenn der Vater arbeitet ? |
| kendine hakim olmak, duygularını kontrol etmek | Fassung |
| ayrılış ayrılma bırakma (sahne, takım, okul) | Abgang {m} |
| itiraz etmek, itirazi olmak (birşeye ya da kimseye) | einwenden (gegen etwas, jemanden) |
| bir yüzeydeki boya pas vb. bir cisim ya da kimyasal madde ile çıkarmak | abbeizen {vt} |
| Onlar senin hakkında çene yorarken sen onların kim olduğu bile tam bilmiyorsun | Du weißt noch nicht einmal genau wie sie heißen während sie sich über dich schon ihre Mäuler zerreißen |