para çekmekabheben {vt} (von etwas + dat.)
para kaybetmekGeld verlieren
aynı anda, paralelgleichzeitig {adj} (mit)
parasal rehabilitasyonSanierung der Währung
paranın suyunu çekmesiEbbe {f}
tamamen beş parasızımIch bin total pleite
parasız, ücretsiz vermekvergeben {vt} (jemandem etwas)
almak (mektup, para hediye)bekommen {vt}
Bir şeyi paratiğe dökmekEtwas in die Tat umsetzen
meteliksiz, parasız, çulsuzabgebrannt {adj}
bozdurmak , bütünlemek (para)wechseln (Banknoten in)
yedek akçe, kötü gün parasıRücklage{f} Rücklagen {pl}
beş parasız, çulsuz, meteliksizpleite {adj}
para israf etmek, su gibi harcamakGeld vergeuden
bir şeye katmak, eklemek (para vb)zulegen {vt}
başka yere akmak, gitmek (trafik, para)abfließen {vi} [Abfluß]
ücretsiz vermek, parasız vermek (eşya)abgeben{vt} (an jemanden)
ödenmiş parayı geri vermek, iade etmekzurückerstatten {vt}
her türlü şekilde para tasarruf edilebilirMan kann allerhand Geld sparen
bozuk (demir) parayı kağıt baknota çevirmekGeld wechseln von Münzen in Banknoten
koparak düşmek, dökülmek (yaprak, çiçek vb)abfallen {vi}
(boşuna, gereksiz yere) harcamak (zaman, para, emek)vertun {vt}
etrafa zarar vererek gürültü yaparak rahatsız etmekrandalieren {vi}
entrika ile ele geçirmek, elde etmek (güç, para, mal)reißen (etwas an sich + Akk)
sağlamek, elde etmek, kazanmak (para, başarı, ciro vb)erzielen {vt}
zararı telafi etmek için para vermek, zararı karşılamakabfinden {vt} (jemanden mit etwas)
Lükse kaçmadan, temel ihtiyaçlar için gereken para, kazançLebensunterhalt {m}
bir şeye uygun olarak, bir şeye göre, bir şeye paralel olarakentsprechend
Hava kötüydü buna paralel olarak ortam (haleti ruhiye) de iyi değildiDas Wetter war schlecht und die Stimmung entsprechend war nicht gut
Belli bir süre içinde kazanılan para, maaş, aylık, gelir, işten alınan ücretEinkommen {n}
Cevirilerde Örnek ara