| sinirli | nervös {adv} |
| öfke, sinir | Zorn {m} |
| sinirlendirmek | nervös machen |
| sinirlendirmek | jemanden nervös machen |
| sinirlendirmek | jemanden nerven |
| kızdırmak, sinirlendirmek | aufregen {vt} |
| bir şeyin sınırında olmak | grenzen {vi} (an) |
| sinirini boşaltmak, öfkesini çıkarmak | abreagieren {vt} (Gefühle) |
| daha çok tepki şeklinde kızgınlık, sinir | Empörung {f} Empörungen {pl} |
| sinirlendirmek, çok kızdırmak, öfkelendirmek | aufbringen (jemanden) |
| öfke, sinir (genelde hareketli ve sesli olarak) | Wut {f} |
| Sinirden ya da şaşkınlıktan saç baş yolmak | sich (dat) die Haare raufen |
| çok sinirlenmek, kızmak, öfkelenmek, köpürmek, öfkeden kudurmak | vor Wut kochen [rdw.] |
| Birisine sınırlarını hatırlatmak, çizgiyi aştığını belirtmek | Jemanden in die Schranken weisen {rdw.} |