| oturmak | Platz nehmen |
| susturmak | zum Schweigen bringen {vt} |
| zafer turu | Siegeslauf {m} |
| her türden | alle möglichen |
| lütfen oturun | Nehmen Sie Platz |
| şarkı, türkü | Lied {n} Lieder {pl} |
| adli soruşturma | Verfahren {n} |
| her türden insan | alle möglichen Leute |
| soruşturma açmak | Verfahren einleiten |
| muhalefeti susturmak | die Opposition zum Schweigen bringen |
| karaya oturmak (gemi) | auf Grund laufen (Schiff) |
| Faturada hata yaptık | Bei der Abrechnung ist uns ein Fehler unterlaufen |
| her türlü, çeşitli | allerhand {adv} |
| büyük fark oluşturmak | viel ausmachen |
| dönüştürmek, çevirmek | umwandeln {vt} (von etwwas in etwas) |
| bir türlü karar verememek | sich hin und hergerissen fühlen {rdw.} |
| erkek türü kelime ön eki | der{m} (der bestimmte Artikel in der maskulinen Form) |
| yön verici, trend oluşturan | richtungsweisend {adj} |
| biryerde oturmak, ikamet etmek | wohnen {vi} |
| tutuklayıp karakola götürmek | abführen {vt} |
| araba ile götürüp boşaltmak | abladen {vt} |
| her türlü çareye baş vurmak | nach jedem Strohhalm greifen {rdw.} |
| çizmek (plan, karikatür, portre) | zeichnen {vt} |
| hedefi tutturamamak, hedefi şaşırmak | verfehlen{vt} | verfehlst, verfehlte, hat verfehlt |
| yazmak, text oluşturmak, yazıya dökmek | abfassen {vb} |
| Suyun gücünü elektriğe dönüştürmek | Wasserkraft in Strom umwandeln |
| rayına oturtmak, düzeltmek, yoluna koymak | anbahnen {vt} |
| ondan sonra, bunun üzerine, bundan ötürü | daraufhin |
| ülkelerarası anlaşma (ticari, kültürel) | Abkommen {n} |
| Bir şeyi kazanca çevirmek, dönüştürmek | Etwas in Gewinn umsetzen |