Oyundan çıkmakAus dem Spiel ausscheiden
en sonunda, nihayetschließlich {adv}
üstünde, üzerindeüber {prp+Dativ}
herşey yolunda mı ?Alles in Ordnung?
bundan sonra, ilerideferner {adv}
Kanunda fiil ehliyetiHandlungsfähigkeit{f}
Bundan pişman olacaksınDas wirst du noch bereuen
Fundalık, sık çalılıkDickicht {n} Dickichte {pl}
Dizlerinin üstünde kaymakAuf den Knien rutschen
Çocuğu anaokulundan gidip almakdas Kind vom Kindergarten abholen
yüzünde pişman bir ifade olmakein zerknirschtes Gesicht haben
Şans oyununda 1000 Euro kazanmakBeim Glücksspiel 1000 Euro gewinnen
topa dokunmak ve yolundan saptırmakden Ball abfälschen
doğru eninde sonunda ortaya çıkarEs wird sich schon finden
yüzünden okunmak (öfke, mutluluk)etwas steht jemadem im Gesicht geschrieben [rdw]
ondan sonra, bunun üzerine, bundan ötürüdaraufhin
ulu orta, herkesin gözü önünde, açıktanallem Anschein nach
elleri ve dizleri üstünde yürümek, emeklemekkriechen {vi}
kırpmak, ucundan kesmek, kısaltmak (ağaç, maaş)kappenkappst, kappte, hat gekappt | {vt} (mit OBJ) jmd. kappt etwas
Randevu, teslimat vb zamanında gelme, sözünde durmaTermintreue{f}
bir şeyi yüzünden anlamak, görünüşünden anlamakansehen {vt} (jemandem etwas)
yardım konvoyunun en önündeki (başta bulunan) gemisidas anführende Schiff des Hilfsgüter-Konvois
Başlangıçta bu çözüm çok iyi, ümit verici göründüDiese Lösung sah anfänglich auch sehr vielversprechend aus
yol şeridi üstündeki sola ya da sağa dönüş işaretleriAbbiegespur {f} Abbiegespuren {pl}
Eğer işveren ona bir özründen dolayı negatif ayrımcılık yaparsaWenn der Arbeitgeber ihn wegen seiner Behinderung benachteiligt hat
durma, kesilme, hata yüzünden iptal olma, patlama (bilgisayar programı)abbrechen{n} Abbrechen | bricht ab, brachte ab, hat abgebrochen
Cevirilerde Örnek ara